Lütfen Kuran dinlemeye başlamadan önce Sayfamızın üst kısmındaki Radyo playerin sesini kapatınız.

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

"Her nefis ölümü tadacaktır."(l) "Nerede olursanız olun, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size ulaşacaktır" (2) "İnsan yokluk sahasından bu varlık pazarına bir kefen satın almak için gelmiştir."(3) "Kısmetindir gezdiren yer yer seni. Gafil olma akıbet yer, yer seni!" "Ya ölür, ya ayrılır, ya terk eder, her kim Hak'tan gayri yar oldu sana." (4) sözleri de insanın ölümlülüğünü ifade ederler.

Mademki insanın hamuruna "ölümlülük mayası" katıldı; onun mukadderatını değiştiremezsiniz. Sadi'nin: "Bir ihtiyar kadın saçını siyaha boyamıştı. Ona dedim ki: "Ey koca nine tutalım ki saçını hile ile kararttın, fakat kambur sırt düzeltemezsin."(5) "Sen hayatında çok kimselerin yerinde yurdunda oturdun. Yarın da senin yerinde başka kimseler oturacak. Gerek pehlivan ol, gerek kılıç eri ol, dünyadan ancak bir kefen götürebilirsin." (6) "Cihana gönül verme ki sana yabancıdır. Her gece başka bir evde geceleyen çalgıcıya benzer. O dilber de olsa gönül vermeye layık değildir"(7) sözleri dünyanın ve insanın ölümlülüğünü ifade eder.

Mademki ölüm "Hak'tan gelip Hakk'a gitmekse" (8), "Allah'a aşkı nispetinde kimine Yusuf gibi, kimine de kurt gibi gözükecekse"(9) ve "sen ölümden korkup kaçıyorsan; bil ki seni asıl kendi çirkinliğin korkutmaktadır."(10) Unutmayalım sağlam ve sarp kalelerde olsak bile ölüm bizi yakalayacaktır.(11)

Mademki ölüm Sultan'ın fermanı ile oluyor (12), öyleyse ölüm gerçeğine, ölülere ve ölüler yurduna- mezarlıklara -saygılı davranmalı, oraları madden ve manen ihya etmeliyiz. "Yıllar geçer, babanın kabrine bir kere uğramazsın. Sen babana ne hayır yaptın ki oğlundan ne hayır bekleyesin." (13)

Orda bir köy var, uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da,
O köy bizim köyümüzdür. (14) Diyebilir şair.
Ancak! Gezmediğimiz, tozmadığımız (!) -ziyaret edip selam vermediğimiz, bir fatiha bile okumadığımız, ayrık otlarını, dikenlerini temizleyip ilgilenmediğimiz- mezarların bize ait olmadığı kesin!
Demek istediğimiz şudur: Ölülerine saygısı olmayan, büyüklerinin mezarlarına sahip çıkmayan toplumlar, ecdadı ile irtibatları kopmuş, köksüz, tarih şuuru felç olmuştur. Mazisinden kopuk bir toplum olmak istemiyorsak, kabir bakım ve ziyaretlerimizi unutmayalım. Bayramlar da ziyaretlerimizle dirilerimizi sevindirdiğimiz gibi, ölülerimizi de ziyaret ederek sevindirmeyi ihmal etmeyelim!
Kabir Ziyaret Ve Adabı: Mezarlık ve kabirleri ziyaret etmek, erkekler için olduğu gibi, kadınlar için de menduptur. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. "Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirleri ziyaret, size ahireti hatırlatır.(15)
Hz. Peygamber, bizzat kendisi, annesi Amine'nin mezarını ziyaret etmiştir. Ayrıca her yıl Uhud şehitlerini ziyaret ederdi. Ara sıra Medine deki baki mezarlığını ziyarette bulunur, dua ederdi. Hz. Aişe de Mekke'de metfun bulunan kardeşi Abdurrahman'ın kabrini zaman zaman ziyaret ederdi.

Kabirleri haftada bir gün, özellikle Cuma veya Cumartesi günleri, bu olmadığı takdirde hiç olmazsa bayram günlerinde ziyaret iyi olur. Kabirleri ziyaret eden kimse kıbleye veya ölünün yüzüne karşı durarak şöyle dua etmelidir. "Ey müminler yurdunun sahipleri! Bizler de inşallah sizlere kavuşacağız. Allah'tan bizim ve sizin için afiyet dilerim." Ziyaretçinin oturup Kur'an okuması da sevaptır. Bu sevabı ölülere bağışlamasından onlar yararlanır. Kendisine de ecir ve mükâfat verilir.

Mezar taşlarına el ve yüz sürmek, ölülere adak yapmak, kabirlerden istekte bulunmak ve mezarlıkta yüksek sesle konuşmak da dinimizin uygun görmediği davranışlardır. Ayrıca kabirleri çiğnemek ve kabir üzerinde uyumak da mekruhtur. Mezarlıktaki yaş ağaçlar kesilmez, yeşil otlar yolunmaz. Ancak kurumuş olan ağaçları kesmekte ve otları yolmakta bir sakınca yoktur.

Kabirlere doğru namaz kılmak ve kabirler üzerine oturmak doğru değildir. Peygamberimiz "kabirlerin üzerine oturmayınız. Onlara doğru namaz kılmayınız" (16) buyurarak bunu yasaklamıştır. Kabirleri çiğnemek, üzerlerinden geçmek mekruhtur. Fakat kabristanda başka bir yol yoksa Kur'an okumak, dua ve tesbihte bulunmak şartıyla kabirlerin aralarından, üzerlerinden yürüyüp gitmekte ve kabirlerin kenarlarında oturmakta bir beis yoktur. Kabristanlara aslolan yaş ağaçların dikilmesidir. Kabirlerin üzerlerine mücerret yaş, güzel kokulu çiçekleri, yeşillikleri koymanın hiçbir özelliği yoktur. Sünnet olan kabristanlara ağaç dikilmesidir. Ancak israf ve taklide varmaksızın mezarların üzerine birkaç parça gül, reyhan gibi yaş çiçekler de konulabilir. Erkekler için haftada bir gün özellikler Cuma ya da Cumartesi ziyaret etmek menduptur. Salih kişilerin kabri uzak olsa bile ziyaret edilmesi menduptur. Yaşlı kadınlar da fitne korkusu yoksa kabristanları ziyaret edebilirler. Ziyaretçi kabristanlara selam verir, kıbleye veya ölünün yüzüne karşı dua eder. Kur'an okumak için kabrin kenarına oturulabilir. Oturup Yasin okumak pek sevaptır. Bu yüzden Allah'ın ölülerimize kolaylık vereceği Hz. Ali ve Hz. Enes'ten bildirilmektedir. Kabirlerin üzerine oda veya kubbe yapmak mekruhtur. Mezarların karışıp kaybolmaması için, sade olmak kaydıyla isim yazılabilir. Ancak kırılıp yere düşmeleri düşünülerek mezar taşlarına ayet yazılmamalıdır.(17)
Unutmayalım! Ölülerine saygısı olmayan, büyüklerinin mezarlarına sahip çıkmayan toplumlar, ecdadı ile irtibatları kopmuş, köksüz, tarih şuuru felç olmuştur. Mazisinden kopuk bir toplum olmak istemiyorsak, kabir bakım ve ziyaretlerimizi unutmayalım. Bayramlar da ziyaretlerimizle dirilerimizi sevindirdiğimiz gibi, ölülerimizi de ziyaret ederek sevindirmeyi ihmal etmeyelim!
"Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirleri ziyaret, size ahireti hatırlatır (18) niyeti ile kabirleri ziyaret ederken, Sadi'nin tavsiyelerini de aklımızdan çıkarmamaya özen gösterelim!
"Sen hayatında çok kimselerin yerinde, yurdunda oturdun. Yarın da senin yerinde başka kimseler oturacaktır. Gerek pehlivan ol, gerek kılıç eri ol, dünyadan ancak bir kefen götürebilirsin!" (19) "Aklını topla toprağa kirli girmek ayıptır!" (20)